ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ, TOPLU PAZARLIK VE ENDÜSTRİYEL İLİŞKİLER
olduğunu ve sosyal tarafların bu bağlamda bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu düşünmediklerini belirtmektedir. Buna ek
olarak, Komite, uygulamada kamu kurumlarında sektörler arası pazarlığın yapıldığını ve bunun sonucunda “kamu toplu
iş sözleşmesi çerçeve protokolleri”nin imzalandığını kaydetmektedir. Ancak, Komite 6356 sayılı Kanun'un 34. maddesi
uyarınca özel sektörde sektörler arası pazarlık yapılmadığını ve yapılmasının da mümkün görünmediğine işaret
etmektedir. Hükümet ve TİSK tarafından sağlanan bilgileri dikkate alarak ve pazarlık düzeyinin/seviyesinin taraflara
bırakılması gerektiği yönündeki ilke açısından, Komite, Hükümet'in sosyal taraflara da danışarak 6356 sayılı
Kanun'un 34. maddesinin özel sektördeki tarafların istemeleri halinde sektörler arası bölgesel ve ulusal sözleşmeler
imzalama ihtimallerini kısıtlamayacak şekilde değiştirilmesini düşünmesini talep etmektedir. Komite Hükümet'in bu
bağlamda attığı adımlara ilişkin bilgi sunmasını talep etmektedir.
Toplu pazarlık yapma yetkisine sahip sendika olmak için gerekenler. Komite, önceki yorumlarında, 6356 sayılı Kanun’un
41. maddesinin 1. fıkrasında toplu iş sözleşmesi yapabilmek için ilk olarak şu şartı ortaya koyduğunu belirttiğini
hatırlatmaktadır: Sendikanın, toplu pazarlık yapabilmesi için, bahsi geçen işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde 1’ini
(kademeli olarak yüzde 3), işyerinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasını ve işletmedeki işçilerin yüzde 40’ını temsil etmesi
gerekmektedir. Komite ayrıca 10 Eylül 2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun ile yüzde 3'lük barajın yüzde 1'e düşürüldüğünü
ve buna ek olarak, yüzde 1 üyelik barajının Ekonomik ve Sosyal Konsey'e katılan konfederasyonların üyesi olmayan
sendikalarla ilgili olarak yüzde 3 olarak uygulanmasını şart koşan 6356 sayılı Kanun’un ek 1. fıkrasının Anayasa
Mahkemesi tarafından iptal edildiğini hatırlatmaktadır. Dolayısıyla, yüzde 3 olan işkolu barajı tüm sendikalar için yüzde
1'e düşürülmüştür. Ayrıca Komite, 6 Eylül 2018 tarihine kadar daha önceden yetkilendirilen üç sendika kategorisine,
toplu pazarlık yetkilerini kaybetmelerinin önlenmesi amacıyla işkolu barajına ilişkin yasal muafiyet sağlandığını
hatırlatmaktadır. Komite son olarak, Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi'nin (CFA) 3021 No'lu Vaka'nın 6356 sayılı
Kanun'un sendika hareketleri ve bir bütün olarak ulusal toplu pazarlık mekanizması üzerindeki etkilerine ilişkin olarak
mevzuatla ilgili kısımlarını kendisine yönlendirdiğini (bkz. 382. Rapor, Haziran 2017, paragraf 144) hatırlatmaktadır.
Komite, CFA'nın 6356 sayılı kanun tarafından bir toplu iş sözleşmesi yapılabilmesi için işyeri veya işletme barajına ek
olarak şart koşulan işkolu barajının, nihayetinde ülke genelinde toplu sözleşmeler kapsamındaki işçi sayısını azaltabilecek
olması nedeniyle, uyumlu sektörel ilişkiler geliştirilmesi için elverişli olmadığını ve Sözleşme'nin 4. Maddesi uyarınca
toplu pazarlığı desteklemediği şeklinde değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz. 373. Rapor, Ekim 2014, paragraf 529).
Komite, Hükümet'in önceden yetkilendirilmiş sendikalara tanınan muafiyetin 6 Eylül 2018 tarihinden sonrasına uzatılıp
uzatılmadığını belirtmediğini kaydetmektedir. Ancak, Hükümet işkolu barajına ilişkin olarak sosyal taraflar arasında bir
fikir birliği sağlanması halinde, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bu çalışmalara gereken özenin
gösterileceğini beyan etmektedir. Hükümet raporunda sunulan istatistiklere göre, özel sektördeki sendikalaşma oranı
Ocak 2018 tarihi itibarıyla yüzde 12,38 iken 2017 yılında toplu sözleşme kapsamında bulunan işçilerin oranı yüzde 14,4
olmuştur. Çifte baraj uygulamasının devamına ilişkin birçok işçi örgütü tarafından dile getirilen endişeleri
hatırlatarak ve önceden yetkilendirilmiş sendikalara tanınan muafiyetin geçici olduğunu kaydederek, Komite
Hükümet'in bu muafiyetin 6 Eylül 2018 tarihinden sonra da geçerli olacak şekilde uzatılıp uzatılmadığını ve bu
bağlamda verilen kararının önceden yetkilendirilmiş sendikaların toplu pazarlık yapma kapasitesi üzerindeki etkisini
belirtmesini talep etmektedir. Komite ayrıca Hükümet'in işkolu barajının uygulanmaya devam etmesinin sendika
hareketleri ve bir bütün olarak ulusal toplu pazarlık mekanizması üzerindeki etkisini, sosyal taraflarla tam bir danışma
içinde incelemeye devam etmesini ve yüzde 1'lik barajın devam ettirilmesinin ulusal toplu pazarlık mekanizmasının
kapsayıcılığı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunun doğrulanması halinde, bu barajın kaldırılması için kanunun
gözden geçirilmesini talep etmektedir.
İşyeri ve işletme temsilciliği barajları ile ilgili olarak, Komite önceki yorumlarında toplu pazarlık yetkisi almak için
gereken şartları yerine getiren bir sendika bulunmadığının belirlenmesi halinde, bu bilginin yetki tespiti başvurusunda
bulunan tarafa bildirilmesini öngören 6356 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 3. fıkrasını ve bir yetki belgesi olmaksızın
yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu belirten 45. maddesinin 1. fıkrasını ifade etmiştir. Komite, bu bağlamda hiçbir
sendikanın gerekli barajı sağlayamaması halinde toplu pazarlık haklarının en azından kendi üyeleri adına tüm sendikalara
verilmesi gerektiğini hatırlatmış ve Hükümet'in bu ilkeye uyum sağlayacak şekilde mevzuatta değişiklik yapılmasını
sağlamasını talep etmiştir. Bu kapsamda Komite, TİSK'in Türk toplu pazarlık sisteminde belirli bir dönem için bir işyeri
veya işletmede tek bir sözleşmenin uygulanması ilkesinin bulunduğunu ve bu ilkenin geçmişte yaşanan çatışmalar ve
uyuşmazlıkların çalışma barışına verdiği zarar dikkate alınarak hayata geçirildiğini vurgulayan gözlemini kaydetmektedir.
TİSK ayrıca aynı dönem için toplu pazarlık yapmak üzere birden fazla sendikanın yetkilendirilmesi yönündeki önerilere
de net şekilde karşı olduğunu ifade etmektedir. Bu gözlemi dikkate alarak, Komite ayrıca TÜRK-İŞ tarafından daha
önceden beyan edilen ve esnek çalışma sistemlerinin hızla çoğaldığı ve mevzuat tarafından da desteklendiği bir ortamda
yüzde 50 işyeri barajının aşılmasının çok zor olduğu yönündeki gözlemlerini de hatırlatmaktadır. İşletme barajı ile ilgili
olarak, Komite TÜRK-İŞ'in aynı işletmedeki işçileri örgütleyen sendikaların hiçbirinin işçilerin yüzde 40'ını temsil
etmediği durumda veya diğer istisnai bir durum olan iki sendikanın aynı baraja ulaşması halinde, hiçbir sendikanın toplu
pazarlık temsilcisi olarak yetkili görülmeyeceği yönündeki beyanını hatırlatmaktadır. TİSK'in çalışma barışı ile ilgili
endişelerini işaret ederken, Komite, TÜRK-İŞ'in daha önceki gözlemlerini göz önünde bulundurarak, uygulamadaki toplu
pazarlık için işyeri ve işletme temsilciliği barajlarının, bir işyerinde mutlak çoğunluğa veya işletmede yüzde 40 çoğunluğa
ulaşamayan bir temsilci sendikayı pazarlık yapma imkânından mahrum bırakması ve bu şekilde bu sendikanın üyelerini
de toplu pazarlık yoluyla kendi istihdam koşullarını belirleme hakkından mahrum bırakması nedeniyle, Türkiye'de toplu
pazarlığın gelişmesi açısından elverişli görünmediğini kaydetmektedir. Komite, özel bir pazarlık temsilcisinin
görevlendirildiği bir sistemde, hiçbir sendikanın özel pazarlık temsilcisi olmak için temsil etmesi gereken işçi sayısına
169