3. MUVAAZALI ALTIŞVEREN
İLIŞKISINDEN MENFAAT
DEVŞIRME
3.1. Muvazaalı Alt İşveren Uygulaması
Toplu Sözleşme-Arabuluculuk Süreci: İşveren, Basınİş Sendikası’nın kesinleşmiş yetkisine rağmen Sendika ve Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğü’nün yasal
toplu sözleşme prosedürleri gereğince yapılan hukuki çağrılara yanıt vermemiştir. 10.11.2023’te sendikanın toplu sözleşme yapma çağrısıyla başlayan süreçte,
1.12.2023’te arabulucu başvurusu yapılmış, ancak işverenin arabulucu toplantılarına da katılmaması üzerine
22.01.2024 tarihinde uyuşmazlık tutanağı tutulmuştur.
Grev Kararı: Sendika yasal grev prosedürü çerçevesinde
60 günlük grev süresi dolmadan uygulanmak üzere
20.02.2024 tarihinde 20.03.2024’te uygulamaya koymak
üzere grev kararı almıştır.
İşveren yersiz yetki itirazı ve yasal TİS prosedürü sürecinde, sendikal hakların fiilen kullanılmasını engellemek
için, birçok yola başvurmuştur. Çok sayıda işçinin işten
çıkarılması, işçilerin sendikadan istifaya zorlanması ve
baskılar bunun sadece bir boyutudur. Diğer bir boyut ise
işyerinde toplu sözleşmenin yapılmasını ve olası bir grev
uygulamasının önlenmesini sağlamaya yönelik olarak
alt işveren uygulamasına gidilmesidir.
Ancak işveren teftiş kurulunun raporunu dava konusu
yaparak, yürütmesini durdurmuş, böylece muvazaalı olduğu müfettişler tarafından belgelenmesine rağmen işçiler SGK kayıtlarında taşeron şirketin çalışanları olarak kalmaya devam etmiştir. Bu süreç içerisinde sendika yasal
TİS prosedürü gereği 20 Mart 2024’te grev uygulamasına
başlamıştır. Ancak sendika üyesi olmasına rağmen, başka işkollarında kurulan taşeron şirkete zorla geçirilen
işçiler yasal olarak greve katılamamıştır. Sendika grevi,
işten çıkarılan üyeleri ile başlatmış ve içerideki üyelerini
yasal olarak greve dahil edememiştir. Böylece işveren
grevi işlevsiz kılmış, grev hakkını fiilen kullanılamaz hale
getirmiştir.
İşveren grev kararının sendika tarafından uygulamaya
konulmasının hemen ardından grevin sonlandırılması
ve sendikanın yetkisinin düşürülmesi talebiyle dava
5
yetkisini vermiştir. Ancak, işveren yerel mahkeme, istinaf
ve Yargıtay aşamalarıyla toplu sözleşme sürecinin yasal
olarak başlangıcını 1,5 yıldan fazla süre geciktirmeyi
başarmıştır.
Sendikanın işyerinde çoğunluğu sağlaması ve TİS yapma
yetkisini almasının ardından işveren, işyerinde 4 farklı
şirket kurarak, bu şirketlerle altişverenlik anlaşması
imzalamış ve işçileri zorla bu işyerlerine geçirerek, alt
işveren işçisi statüsüne geçirmiştir. Böylece yetkili
sendikanın üyelerinin çoğunluğu “formel” olarak başka işkollarında gösterilen bu 4 farklı şirkette çalışıyor
gösterilmiştir. Sendika işyerinde kurulan bu alt işveren
ilişkilerinin muvazaalı olduğu iddiasıyla, bakanlığa şikayette bulunmuştur. Ekim 2023’te işyerinde Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yapılan teftişlerde
işverenin toplu sözleşmeyi engellemek için muvazaalı alt
işverenler ve alt işveren ilişkileri kurduğu tespit edilmiştir
(25.10.2023 tarih ve 962/İNC/19, 9838/İNC20 sayılı rapor).
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, asıl işvereni ve alt işverenleri ayrı ayrı idari para cezasına çarptırıp, alt işverenlerde
çalışan işçilerin başlangıçtan itibaren asıl İşveren Pilenpak Ambalaj San. ve Tİc. AŞ’nin işçisi sayılmasına karar
vermiştir. Ayrıca 25.10.2023 tarihli teftiş raporuna dayalı olarak Bakanlık müfettişleri, Türk Ceza Kanunu’nun
“sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” suçu
kapsamında Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına suç
duyurusunda bulunmuştur (Savcılık 12.03.2024 tarihinde aldığı 2024/214 sayılı Birleştirme Kararı ile Basın-İş
Sendikası’nın aynı yöndeki şikayet ve suç duyurularını
da dikkate alarak Bakanlık ve sendikanın şikayetlerine
ilişkin davayı birleştirmiştir. Dava devam etmektedir).