ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ, TOPLU PAZARLIK VE ENDÜSTRİYEL İLİŞKİLER
çalışanı olduğunu ve bunların 80'inin hakimler, uzmanlar ve raportör olarak istihdam edilen müfettişlerden oluştuğunu
belirtmektedir. Başvuru ve inceleme sürecine ilişkin olarak, Hükümet başvuru süreci için gerçek ve tüzel kişi
başvurularına ilişkin tüm bilgilerin kaydedildiği ve elektronik ortamda başvuruların günde 24 saat boyunca alındığı bir
veri işleme yapısının kurulduğunu belirtmektedir. Ayrıca başvuranların başvurularını takip edebilecekleri bir internet
sitesi de oluşturulmuştur. Başvurunun kabulü halinde, başvuranın işine iade edilmesi için son çalıştığı kamu kurumuna
karar hakkında bildirimde bulunulmaktadır. Başvuran kişinin işten çıkarıldığı ve işe iade edildiği tarihler arasında hak
kazandığı sosyal ve mali ödemeler kendisine yapılır. Olumsuz bir karar çıkması durumunda, başvuran kişi Ankara'daki
yetkili idari mahkemelere başvurabilir. İspat yükü konusunda ise Hükümet, Komisyon'un ilgili kamu kurumlarından
başvuran kişinin bir terör örgütü üyeliği veya bağlılığı ya da bunlarla irtibatı olduğunu gösteren dokümanları ve bilgileri
sunmasını talep ettiğini belirtmektedir. Eğer ilgili kamu kurumları bu tür bir doküman veya bilgi sunamazlarsa ve
başvuran kişi hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma da söz konusu değilse, Komisyon kişinin işe iade
başvurusunu kabul eder. Komite ayrıca Hükümet tarafından sağlanan şu istatistikleri de kaydetmektedir: 9 Kasım 2018
tarihi itibarıyla, Komisyon 125.000 başvuru almış bulunmaktadır. Komisyon karar verme sürecine 22 Aralık 2017
tarihinde başlamış ve 9 Kasım 2018 tarihi itibarıyla 42.000 karar vermiş, bunların 3.000'i kabul, 39.000'i ise ret kararı
olmuştur. Hükümet son olarak Komisyon'un hızlı ancak aynı zamanda da kapsamlı bir inceleme sonucunda haftada
yaklaşık 1.200 başvuruya ilişkin bireyselleştirilmiş ve gerekçelendirilmiş kararlar verdiğini belirtmektedir. Komite,
Hükümet tarafından iletilen istatistiklere göre, alınan işe iade başvurularının yalnızca yüzde 7'sinin kabul edildiğini ifade
etmektedir. Ancak, Komite işten çıkarılan sendika üyeleri veya görevlilerinin yaptığı başvurulara ilişkin kabul/ret
oranlarının ne olduğuna dair bilgi sahibi değildir. Bu bağlamda Komite EĞİTİM-SEN'in olağanüstü hal durumunda
çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (bundan sonra KHK olarak anılacaktır) 1.628 EĞİTİM-SEN üyesinin işten
çıkarıldığını ve Eylül 2018 sonu itibarıyla bu işten çıkarılan başvuru sahiplerinden yalnızca 12'sinin başvurusunun kabul
edildiğini iddia ettiği gözlemlerine yer vermektedir.
Bir önceki yorumunda Komite aynı zamanda Hükümet'in olağanüstü halin uzatılması bağlamında hiçbir işçinin sendika
üyeliği veya sendika faaliyetlerine katılma gerekçesiyle işten çıkarılmamasının sağlamasını talep etmiştir. Komite bu
bağlamda, Hükümet'in olağanüstü halin darbe girişiminden iki yıl sonra, 18 Temmuz 2018 tarihinde sona erdiği
yönündeki beyanını kaydetmektedir. Komite ayrıca, ITUC, DİSK, KESK ve EĞİTİM-SEN tarafından yapılan ve
olağanüstü hal sırasında sendikalaşma özgürlüğüne karşı işten çıkarmalar ve askıya almalara ilişkin iddiaları güncelleyen
ve destekleyen şu gözlemleri de işaret etmektedir: (i) Mayıs 2018 tarihi itibarıyla, toplamda 4.312 KESK üyesi görevden
alınmış ve bunların 138'i 24 Aralık 2017 tarihli ve 695 sayılı KHK uyarınca, 4'ü 12 Ocak 2018 tarihli ve 697 sayılı KHK
uyarınca ve 102'si de Yüksek Disiplin Kurulu kararı uyarınca işten çıkarılmıştır. Aynı dönem içinde işe iade edilen KESK
üyelerinin sayısı 94 olmuştur; (ii) KESK Yürütme Kurulu üyesi 18 kişi ve yerel şubelerde, disiplin kurullarında ve
denetimlerde çalışan en az 330 temsilci de bu işten çıkarılanlar arasındadır; (iii) bazı şehirlerde toplu askıya alma
durumları gerçekleşmiş ve 20 Temmuz 2016 tarihinden beri 11.329 KESK üyesinin görevi askıya alınmış ve 2017 yılı
sonunda bunlardan yaklaşık 240'ının görevi askıda kalmaya devam etmiştir; (iv) çoğunluğu EĞİTİM-SEN ve SES (ikisi
de KESK'e bağlı) üyesi olan yaklaşık 400 kişiden oluşan ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki savaşın sona ermesi
çağrısında bulunan bir bildiriyi imzalayan “Barış için Akademisyenler” olağanüstü hal kapsamında üniversitelerden ihraç
edilmiştir ve (v) KHK'lar ile işten çıkarılan 1.959 DİSK Genel-İş sendikası üyesinden yalnızca 50'si işlerine geri
dönebilmiş ve 28 üyenin sözleşmeleri askıda kalmıştır. İşten çıkarma gerekçeleri açısından, Komite Hükümet'in işten
çıkarmaların terör örgütlerine üyelik, bağlılık veya bunlarla irtibat nedeniyle gerçekleştiği ve ilgili kişilerin meşru sendika
üyeliği, statüsü veya faaliyetleri ile hiçbir şekilde ilgili veya bağlantılı olmadığı vurgusuna dikkat çekmektedir. Ancak
Komite KESK ve EĞİTİM-SEN'in Hükümet'in “terörist faaliyet” veya “terörizm propagandası” ifadelerini tüm karşıt
siyasi gruplar ve faaliyetlerini etiketlemek için kullandığı iddiasındaki gözlemlerini de kaydetmektedir. Komite ayrıca
KESK’in, yasadışı gruplar ve oluşumlarla bağlantılı “olduğu düşünülen” kamu görevlilerinin işten çıkarılmasına imkân
veren çok geniş ve muğlak kriterler uygulanması sonucunda, Mayıs 2018 tarihi itibarıyla Gülenci Yapılanma'dan gelen
tehdit ve baskılara maruz kalan 4.218 KESK üyesinin görevden alındığı yönündeki iddialara da yer vermektedir. Komite
bu bağlamda Hükümet'in hiç kimsenin yasadışı faaliyetlerden kaynaklı kovuşturmaya karşı dokunulmaz olmadığı ve tüm
sendikaların ve üyelerinin ülke kanunlarına uymak zorunda oldukları yönündeki beyanını da kaydetmektedir.
Komite ayrıca KESK ve EĞİTİM-SEN'in, siyasi gücün olağanüstü hali kullanarak belirli sendikaları hedef aldığını ve
cezalandırdığını ve bu durumun olağanüstü halin sona ermesine rağmen kamu işvereninin hükümet yanlısı sendikaları
desteklerken, karşıt görüşteki sendikalar üzerinde baskı uygulaması şeklinde devam ettiğini iddia ettiği gözlemlerini de
not etmektedir. Komite bu bağlamda, bir önceki yorumunda askıya alma ve işten çıkarma konularında, kişilerin üye
oldukları sendikaların bağlı oldukları konfederasyonlar (KESK ve DİSK) nedeniyle EĞİTİM-SEN ve DİSK üyelerinin
hedef alındığı iddiasını ve EĞİTİM-SEN'in pek çok kamu kurumundaki idarecilerin “yandaş” denilen sendikaların lehine
bu sendikaları zayıflatmak amacıyla üyelerine ve görevlilere karşı asılsız suçlamalarda bulundukları iddiasını kaydettiğini
hatırlatmaktadır. Bu bağlamda Komite, Hükümet'in olağanüstü hal durumunun sendikal faaliyetlere ve sendikanın
işleyişine müdahale etmek amacıyla olası kötüye kullanımını önlemek ve düzeltmek için gerekli tedbirleri almasını ve bu
konuda alınan önlemler hakkında bilgi vermesini ısrarla tavsiye etmiştir. Komite, Hükümet'in bu talebe ve sendikaların
ilgili gözlemlerine bir karşılık vermediğini üzüntüyle belirtmektedir.
Komite, her ne kadar Hükümet işten çıkarılmaların yalnızca hedeflenen çalışanların yasadışı faaliyetleri nedeniyle
gerçekleştirildiğini beyan etse de, işçi örgütlerinin gözlemlerinin “terör örgütleriyle bağlantı” kriterlerinin çok geniş bir
şekilde uygulandığını ve kamu sektöründeki hükümet yanlısı sendikaların konumunu güçlendirmek amacıyla muhalefete
167