14
SENDIKAL HAKLARI IZLEME AĞI
lirgin farklılıklar olduğu görülmektedir. Bu farklar, işyerindeki toplumsal cinsiyet
temelli yapıların ve rollerin çalışanların ayrımcılık deneyimlerini önemli ölçüde
şekillendirdiğini göstermektedir. Bu fark tablolarda açık bir şekilde görülmektedir. Tablolar incelendiğinde kadınların yoğun yaşadığı ayrımcılık türlerinin erkeklerinkinden farklı olduğu görülmektedir. Buna göre, kadınların en yüksek ayrımcılık yaşadığı alanlar olarak medeni durum, hamilelik ve çocuk sahibi olma
(%32,5), sendikal faaliyetler (%29,2), sağlık durumu ve engellilik (%29,2), yaş
(%24,2) ve cinsiyet veya cinsel yönelim (%20,8) öne çıkmaktadır. Erkeklerde ise
sendika üyeliği ve sendikal faaliyetler (%52,3), sağlık durumu ve engellilik (%20
,6) ile siyasi görüş (%14,6) ilk sıralarda yer almaktadır.
3.3. Sendikal Faaliyetler Nedeniyle Ayrımcılık
Erkek yanıtlayıcıların %52,3’ü, kadın yanıtlayıcıların %29,2’si son 3 yılda sendika üyeliklerine ya da katıldıkları/yürüttükleri sendikal çalışmalara bağlı olarak
ayrımcılığa maruz kaldığını belirtmiştir. Erkeklerde oranın kadınlara göre belirgin şekilde yüksek olması, Türkiye’de sendikal yapıların erkek ağırlıklı yapısı ile
birlikte düşünülmelidir. Türkiye’de sendikaların her aşamadaki yönetim kadroları, işyeri örgütlenmeleri (sendika temsilcileri) ve katılmalı mekanizmalardaki
sendika görevlileri ağırlıklı olarak erkeklerden oluşmaktadır. Hatta kadın işçilerin yoğunlukta olduğu işyerlerinde bile örgütlenme komiteleri ve öncü işçiler
çoğunlukla erkekler arasından belirlenmekte, kadın işçiler genellikle çoğunluğu
sağlamaya destek olan pasif destekçiler olarak arka plana itilmektedir. Erkeklerin sendikal faaliyetlerde ön plana çıkması, sendikal nedene dayalı ayrımcılığa
daha fazla maruz kalmalarına yol açmaktadır. Dolayısıyla kadınların sendikal
nedenle ayrımcılık bildirimlerinin daha düşük kalmasını, sendikal yapıların ve
sendikaların işyeri örgütlenmesinin erkek egemen yapısı ve kadınların sendikal
alanda ikincilleştirilmesiyle birlikte düşünmek gerekmektedir.
3.4. Sağlık Durumu ve Engellilik Nedenine Dayalı Ayrımcılık ve Toplumsal
Cinsiyet
Araştırmamızda sağlık durumu ve engellilik nedenine dayalı ayrımcılık öngördüğümüzden daha büyük bir yoğunlukla işaret edilmiştir. Bu durum bir taraftan
çalışma yaşamında engelli bireylere yönelik eşitlikçi politikaların yetersizliği ile
ilişkili görünmektedir. Diğer yandan kadın yanıtlayıcıların %29,2’si, erkek yanıtlayıcıların %20,6’sı sağlık durumu ve engellilik nedeniyle ayrımcılık yaşadığını
vurgulamıştır. Oranlar sağlık ve engellilik durumunun toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız bir ayrımcılık nedeni haline gelebildiği göstermektedir. Bununla birlikte, kadınlarda sağlık ve engellilik nedenli ayrımcılık oranı erkeklere
göre belirgin bir şekilde yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık sergilemektedir. Bu durum kadınların gebelik, doğum, regl gibi kadınlara özgü durumları nedeniyle ya da çocuk, hasta ve yaşlılara bakım üstlenmek durumunda
kaldıkları bakım yükümlülükleri nedeniyle ayrımcı pratiklere maruz kaldıklarını
göstermektedir.