SONUÇ Bu araştırma, Türkiye’deki sendikal hak ihlallerinin yalnızca münferit vakalar olmadığını, aksine çalışma yaşamının yapısal bir parçası haline geldiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, işçi sınıfının çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı baskı ve eşitsizliklerin çok katmanlı, sistematik ve yerleşik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’de sendikal hak ihlalleri ve işyerindeki ayrımcılık biçimleri sadece yaygın değil, aynı zamanda belirgin biçimde toplumsal cinsiyet, yaş, medeni durum ve eğitim düzeyi gibi sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşmaktadır. Bu kapsamda araştırmanın temel bulguları şunlardır: 1. Ayrımcılık ve eşitsiz muamele yaygındır ve yapısal niteliktedir. 3. Sendikal baskı sistematik, çok boyutlu ve kalıcıdır. 4. Kadınlar sendikal faaliyetlerde ağır yaptırımlara daha fazla maruz kalmaktadır. Kadınlar sendikal alanda görünür olduklarında erkeklerden daha sert yaptırımlarla karşılaşmaktadır. 5. Genç işçiler sendikal baskıya karşı en kırılgan gruptur. Medeni durum ve eğitim düzeyi de baskının hedefini şekillendirmektedir. Kısacası, araştırma sendikal hakların kullanılmasının önünde ciddi engeller bulunduğunu ve ayrımcılık biçimlerinin çoklu, kesişimsel ve derin olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgular bize, Türkiye’de işçi haklarının güçlendirilmesi için işyerlerindeki keyfi yönetim pratiklerine karşı etkin koruma ve denetim ihtiyacına işaret etmektedir. Özellikle kadın ve genç işçilerin kırılganlığını önleyecek, onları korumaya yönelik özel mekanizmalara ihtiyaç vardır. 23 2. Kadın ve erkek işçilerin ayrımcılık deneyimleri niteliksel olarak farklılaşmaktadır.

Hedef paragraf seç3